Hakan Korkmaz

Tarih: 10.02.2026 11:10

Erzak Dolu Dolap mı, Ödenmiş Bir Fatura mı?

Facebook Twitter Linked-in

 

Mübarek Ramazan ayına girmemize sayılı günler kala, İslam âlemi olarak yine iftar sofralarında bir araya gelmeye, sahura kadar uzanan muhabbetlerle gönüllerimizi yakınlaştırmaya hazırlanıyoruz.
Ramazan; sadece aç kalmak değil, paylaşmanın, empati kurmanın ve vicdan muhasebesi yapmanın ayıdır.

Bu ayda maddi durumu elverenlerin ihtiyaç sahiplerine destek olmak adına yaptığı her hazırlık elbette kıymetlidir. Geçmiş yıllarda da sıkça gördük; iş insanları, sivil toplum kuruluşları ve dernekler temel gıda maddelerinden oluşan Ramazan kolileri hazırladı ya da hazırlattı, imkânı ölçüsünde dağıtımlar yapıldı.
İyi niyetle yapılan her hayrın Allah katında muhakkak bir karşılığı vardır, bunda şüphe yok.

Ancak bugün, özellikle Ünye özelinde, biraz durup düşünmemiz gereken bir noktadayız. Ünye Belediyesi’nin elinde son derece güçlü ve güncel bir sosyal destek veri ağı bulunuyor. İhtiyaç sahipleri büyük ölçüde tespit edilmiş, düzenli yardımlar zaten yapılıyor. Buna rağmen Ramazan ayında bazen aynı haneye üç farklı yerden Ramazan kolisi gittiğini; buna karşın başka bir evin sessizce, kimseye söyleyemeden geçim derdiyle boğuştuğunu da görüyoruz.

İşte tam bu noktada, artık gelenek hâline gelen Ramazan kolisi meselesini sorgulamak gerektiğini düşünüyorum. Şahsen bu yöntemi kısmen doğru bulmadığımı ifade etmek isterim.
Neden mi?

Çünkü günümüz ekonomik şartlarında bir evin ihtiyacı sadece erzak dolabının dolu olmasıyla sınırlı değil. O evde doğalgaz faturası ödenebilmiş mi? Elektrik, su, kira ne durumda? Evde bir genç varsa harçlığı verilebilmiş mi? Mahalle bakkalına yazdırılan bir borç var mı? Pide alabilecek mi?
Bunları bilmiyoruz.

Bu yüzden diyorum ki; özellikle iş insanları ve bireysel hayır sahipleri için gıda kolisi yerine, zarif bir zarf içinde verilen maddi destek çok daha anlamlı olabilir. Hele ki bu yardım evin hanımına ulaştırılıyorsa… İhtiyacı en iyi bilen odur. Aldığı destekle eksik olanı kendisinin temin edebilmesi, hem insan onuruna daha uygun hem de gerçek ihtiyaca daha doğrudan bir çözümdür.

Bir de işin başka bir boyutu var. Geçmiş yıllarda ulusal basına da yansıyan bazı iddialarda, kimi marketlerin Ramazan kolileri hazırlarken tarihi geçmiş ya da son kullanma tarihi yaklaşmış ürünleri, üstelik marka kalitesi düşük seçeneklerle kolilere koyduğu öne sürüldü. Bu bambaşka bir vicdan meselesidir; hesabı da yalnızca Allah’a verilir.

2026’nın ilk çeyreğine denk gelen bu Ramazan ayında, gönülden ve gerçekten Allah rızası için destek olmak isteyen herkese çağrım şudur:
Bırakın gıda kolisi işini belediye yapsın. Siz, imkânınız nispetinde maddi destekle bir hanenin yükünü hafifletin. İnanın; bir faturanın ödenmesi, bir borcun kapanması, bir gencin cebine harçlık girmesi; bir koli makarnadan çok daha fazla mutluluk verebilir.

Gelelim iftar programlarına… Önceki yıllara kıyasla bu Ramazan’da daha sade sofralar kurulacağını öngörüyorum. Temennim; şatafattan, gösterişten ve israftan uzak, samimi iftarların yapılmasıdır. Ramazan’ın ruhu da zaten bunu gerektirir.

Son olarak bir de trafik meselesi var. Oruçlu olmak, kimseye saygısızlık yapma hakkı vermez. İftar telaşıyla kuralları hiçe sayan, agresifleşen sürücülere şimdiden uyarım olsun. Lütfen mümkün olduğunca erken yola çıkın, kimseyle ağız dalaşına girmeyin. Bir Ramazan pidesi için kimsenin kalbini kırmaya, canını tehlikeye atmaya değmez.

Mis gibi Ramazan pidesinin kokusu şimdiden burnuma geliyor. Dilerim bu Ramazan’da, sofralar kadar kalpler de doyar; oruçlar hesap kitap yapmadan, huzurla açılır.

Ramazan; paylaşınca güzel, anlayınca bereketlidir.

Kalın sağlıcakla…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —